MTSO Seçimleri ve Beklentiler
“ Hepimiz bu güzel kente bir yerlerden geldik. Yabancıydık Mersinli olduk; Yabancıydık kardeş olduk, akraba olduk, Mersinli olduk. Mersin kendisine sığınanı her zaman kucaklamıştır. Mersin ekmeğini paylaşmayı bilen insanların kentidir. Bundan dolayı bu kültür iş dünyamız için de geçerlidir. Mersin Ticaret ve Sanayi Odası seçimlerini bir takım gruplar arasında yapılan bir seçim olarak görmek isteyenler; MTSO seçimlerini bir takım düşman muhalif gruplar arasında yapılan bir seçim gibi görmek isteyenler ne yazık ki hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Bu ayrıma ve bölünmüşlüğe inanlar veya bunu böyle lanse etmek isteyenler, 127 yıllık kültürümüzü bilmiyorlar demektir. Oda seçimlerimiz ideolojilerin, siyasetin veya adı her ne olursa olsun bazı grupların yarıştığı bir alan değildir. Seçimlerimiz vizyonların ve projelerin yarıştığı, Mersin’e hizmet etme çabasının ortaya konduğu bir yarıştır. Bizler bu işe gönüllü olan tüm adayların samimiyetine inanıyoruz. Bu bir teveccüh meselesidir.”
Bu sözler MTSO seçimlerinden sonra tekrar seçilen Başkan Şerafettin AŞUT’a ait. MTSO sitesinde Aşut tarafından açıklanan bu söylem, kısacası sözün bittiği yerdir.
İçinde biraz vicdan, biraz, kaygı, biraz dürüstlük, biraz samimiyet taşıyan herkesin altına imza koyması gereken bir niyet mektubudur.
Ancak, seçim öncesinde yaşanan ve son gecenin derinliklerine kadar devam eden atmosferin azda olsa tanığı oldum. İkiyüzlü siyasi manevraların ötesinde, kaypaklıkların, aldatmaların, samimiyetsizliklerin bini bin paraydı.
Güven bunalımı içinde gelişen bu süreçte, olağanüstü kulisler yapıldı. MTSO seçimlerinde ayartma, karatma, temelsiz söylentiler, suçlamalar, vaatler sonucu kişilik erozyonunun yaşandığı bir süreci geride bıraktık.
Bu seçimde son derece tutarlı, sözünün eri ve tavrını başından beri netleştiren kararlı kişilikleri de gördüm. Ne var ki, bir o tarafa bir bu tarafa savrulan, savruldukça küçülen, küçüldükçe yok olan kişiliklerin sıradanlığını da gördüm.
Bu gereksiz ve seviyesi düşük seçim taktiklerine tanık oldukça, Mersin adına son derece üzüldüğümü ve hayıflandığımı da belirtmek istiyorum.
Evet, MTSO seçimini geride bıraktık.
MTSO, iç kavgalarla, gereksiz gezilerle, hemde çok gereksiz “Memleket Çocuğu” söylemleriyle birliği zedeleyici anlayışlara prim vermeden, zamanı boşa harcamamalıdır.
MTSO, 24 ekonomik ağırlıklı deneğin bir araya gelerek oluşturduğu “Mersin Ekonomi Platformu” içinde neden yer almadığını ve öncülük edemediğini sorgulamalıdır.
MTSO, Barış sürecinin ülke ekonomisine sunacağı katkıları, insan hayatını, birliği, kardeşliği, demokrasinin yerleşmesini gözeterek, kendisini ve gücünü yaşamın her alanında his ettirerek kamuoyunu aydınlatmalı ve bilgi sunmalıdır.
MTSO, Kent imar ve çevre planları hazırlanırken, kendini bu sürecin dışında tutmadan, Mersinin kaderini her alanda belirleyecek planlar konusunda müdahil olmalı ve tüm kent bileşenleriyle birlikte hareket etmelidir.
MTSO, Mersin ekonomisinin dinamik gücüdür. Bu gücünü birlikteliği sağlayarak, iş dünyasının sorunlarına yakın durarak kentin diğer ekonomik dinamiklerine öncülük edebilmelidir.
MTSO, , kırgınlıkların olmadığı, dayanışmanın, üretmenin, kalkınmanın itici gücü olarak, kentte ağırlığını her alanda göstererek yeni dönemde farkındalık yaratmalıdır.
Bu acılı, sevdalı, örselenmiş kent hepimizin. Birlikte yaşıyoruz, birlikte üretiyor, birlikte paylaşıyoruz. İyisi de bizim, kötüsü de. Eksikliklerimizi görerek geleceği iyi kurgulamalıyız.
Yeni dönemde, tekrar seçilen Başkan Şerafettin Aşut’a, Meclis Başkanı seçilen ve kendisinden çok şey beklenen Mahmut Aslan’a, yeni yönetim ve meclis üyelerine başarılar diliyorum.
Yine kentimizin beyefendisi, kişilik ve tutarlılığın simgesi, donanım ve bilgi birikimiyle hepimizin sevgi ve saygı duyduğu MTSO eski Meclis Başkanı Faik Burakgazi’ye hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyoruz.
MTSO’un hiç kimseye ihtiyacı yok. Dik durduğu ve kendi üyelerinin sorunlarına yakın olduğu sürece, Mersin’e en büyük katkıyı sağlayacağı unutulmamalıdır.
REYHANLIDAKİ SALDIRI
Savaş, işte böyle acı yüklü hüsranların yaşandığı vahşettir. Savaşların haklısı haksızı yoktur. Savaşlar insanlık suçudur. Bu insanlık suçunu işleyenlerde maalesef insan denen yaratıklardır. İnsanların ölümüne neden olan bu vahşeti kim yaptıysa, kim yönlendirdiyse, kim istiyorsa lanet olsun ona ve varlığına.
BEDRETTİN GÜNDEŞ
Mersin'den ve Dünya'dan haberiniz olsun!


