Sağ Banner

Haber Mersin

Mersin

AKİL İNSANLAR NE YAPMALI…

http://www.inovatifhaber.com/resimler/2/4150.jpgTürkiye kendi yarattığı korkularını yenmeye çalışıyor. Bu korkular, bölünme paranoyası, 80 yıldır yaratılmak istenen tek tip insan ideolojisinin çözülüşü ve iktidarı kaybetme telaşıdır.

Türkiye, kendine özgü cumhuriyetini kurduktan sonra demokrasisini bir türlü geliştirip yerleştiremedi. Demokratik olmayan cumhuriyetin yarattığı ortamlar baskıları, darbeleri, iç kavgaları bugünlere getirdi.

Yani, Türkiye halkı demokrasi denen kurallar bütününü kendi sosyal yaşamında tadamadığı için, kendisine dayatılan acımasız ve anlamsız yaşamın ağır yükü altında hep ezildi ve hırpalandı.

Bu acılı, kesintili ve örselenmiş hayatın normalleşmesi için yeni bir sürecin eşiğindeyiz.

Kabul etmek gerekir ki, hükümet var olan statükocu yapının kırılmasında büyük başarı sağladı. Ürkek davransa da sıkıntıların giderilmesi için attığı adımların halktan destek görmesi ve yarattığı sonuçlar, hükümeti cesaretlendirdi. Çünkü halkın adalet, barış, ekonomik refah ve huzur isteği, çözüm sürecine verdiği destekle görüldü.

Açıkçası halk, sadece başka ülkelerde gördüğü, duyduğu, özendiği demokrasinin nimetlerinden faydalanmak istiyor. Bu süreci başlatan hükümet ise oluşturduğu akil insanlarla, 80 yıldır dayatılan yanlış tarih ve bilgileri düzeltme yollarını arıyor.

Akil İnsanların ikna gezisi çalışmalarında, her kesimden insanlarla, guruplarla görüşülüp bir sonuç elde edilmeye çalışılıyor. Ancak,  bu görüşmelerde küçük ama sesi gür çıkan gurupların adeta propagandası da yapılıyor.

Akil insanların bölgelere dağılıp barış sürecini anlatmaları ve bilgi derlemeleri iyi bir yöntem. Ancak, iletişim araçlarını kullanarak, çözüm sürecinin içeriğini, sağlayacağı katkıları, dünyadaki değişim ve dönüşümleri görsel medya aracılığı ile aktarmaları daha iyi sonuçlar yaratabilir.

Yine Akil insanlar, 80 yıldır oluşturulan yargıların nasıl oluşturulduğunu, demokrasi içinde birlikte yaşamanın getirilerini, statükonun açmazlarını, yıllarca baskı altında yok saymanın, ötekileştirmenin yarattığı olumsuz sonuçlarını çok yalın ve ikna edici bir dille anlatabilmeliler.

Bu arada giydirilmiş küçük gurupların, ikna toplantıları öncesi yaptıkları gösteriler medyanın daha çok dikkatini çekmekte ve akil insanların ne dedikleri toplum tarafından bilinmemektedir. Medya ise, bu protesto görüntülerini vererek toplumu bazen istemeyerekte olsa yanıltmaktadır.

Bu nedenle, çözüm sürecini gereksiz polemiklerle sulandırmamak lazım. Bu yönlendirilmiş küçük gurupların, zaten bu ortamı yaratmak istedikleri biliniyor. Propaganda yapmanın en güzel yollarından biri;  Konuşturmamak, tartıştırmamak ve medyanın gündemine oturmaktır.

Niyet bu olunca, çözüm süreci uzatılmak istenmekte ve barışa karşı çıkanların oranı da abartılmaktadır. Bu hem akil adamları üzmekte, hemde sanki toplum ikiye bölünmüş havasını vermekteir. İşin esası, toplumun büyük çoğunluğu bu sürece olumlu bakmaktadır.  Halk şiddetin, korkunun, kavganın olmadığı, ekonominin düzeldiği, insan hak ve özgürlüklerinin gerçek anlamda ileri boyutlara taşındığı bir süreci görmek istiyor.

Akil adamların içinde son derece saygın, donanımlı, demokrasiyi evrensel boyutuyla kavramış ve bir yaşam biçimi olarak gören değerler var. Bu sanatçı ve entelektüeller,  iletişim araçlarını kullanarak daha anlaşılır ve kurgusu iyi yapılmış anlatım ve söyleşilerle daha faydalı olabilirler.

Bu bir fırsattır ve koşullar da çok uygundur. Ya demokrasi ya demokrasi mantalitesi ve cesaretiyle çözüm süreci mutlaka başarıya ulaştırılmalıdır.

Akil İnsanlar;  Türkiye’de ki yoksullar için, hep yok sayılmış kürt ve diğer azınlıklar için, hep örselenmiş aleviler için, yaşamına hep müdahale edilmiş dindarlar için konuşmalılar.

Sadece görevlendirilmiş akil insanlar değil,  doğa ve ekolojik dengeye sahip çıkan,  barış, eşitlik, adalet, hukuk ve kalkınma kaygısı taşıyan ve birlikte yaşama arzusu içinde olan bütün düşünenlerin bu sürece katkı vermesi gerek.

Hükümet süreci iyi yönetmeli, gereksiz ve demokrasi dışı uygulamaların aracı olmamalıdır. Bu süreçte ileri demokrasiden yana olduğunu pratikte göstermeli, iyi bir anayasanın hazırlanmasıyla tüm sorunların giderilebileceği gerçeğiyle hareket etmelidir.

Çözüm sürecinde yaşanabilecek yol kazalarına taraflar hazır olmalı ve provokatif girişimlere karşı duyarlı olmalıdırlar. Bu süreçte tüm girişimler demokrasi içinde düşünülerek hareket tarzı geliştirilmelidir.

1 Mayıs’ı bayram olarak yasalaştıran bir hükümet, bu günün bayram havasında geçmesi için olağanüstü bir çaba göstermelidir. Protesto eylemlerine orantısız güç kullanarak dağıtmak değil, tolerans ve demokratik hak bağlamında bakmalıdır. Gururla, inatlaşmayla ileri demokrasi yerleştirilemez. Yaşanan gerginlikler, atılan gaz bombaları kötü niyetli bezirgânlara prim vermektir.

Sürecin her aşamasında bir takım aksayan yönler olacaktır. Önemli olan bu aksaklıkların yaşanmaması veya en aza indirilmesi için kararlılık göstermektir. Yoksa Çözüm sürecine direnen küçük bir azınlığın statükocu niyetine takılmak,  süreci uzatma tehlikesini doğurabilir.

Sorun demokrasi sorunudur. Bu çok iyi anlatılmalı ve pratik yaşamda da çalışmalar başlatılmalıdır. Evet, bütün problemlerin ana kaynağı insanların birbirini anlayamamasıdır. İnsanlar birbirlerini tanıyıp anladıklarında hiçbir problemin olmadığı görülecektir.

Barış sürecine muhalefet edenler de insani, vicdani, ahlaki değerleriyle yüzleşmeleri önemli bir sorundur. Kan üzerinden politika yapılamayacağı, barış sürecinin genel dünya siyasetinin bir parçası olduğu gerçeği gözardı edilmemelidir.

Kendi demokrasisini inşa etmiş bir Türkiye’nin tüm toplum kesimlerine yarayacağı unutulmamalıdır. Barış sürecinin tamamlanması demokratik bir kazanım olacak, bu kazanım üzerinde yaratılan demokratik bir anayasa özgürlükleri beraberinde getirecektir.

Demokratik bir anayasanın yarattığı özgürlük ortamı,  muhalefetin daha başarılı olma şansını daha da yükselecektir.

Evet;  barış sürecinin yaratacağı değerler birileri tarafından anlaşılmamış olabilir. Ancak çözüm süreciyle birlikte gelecekte gururla, onurla anılacak bir tarihin bu günlerde yazıldığı bilinmelidir.

Gelecek nesiller yaşanan acılardan sonra demokrasi tarihini yaratanları minnetle anacaklardır. Aksi düşünen ve barışa, huzura, birlikteliğe karşı duranlar da, hiç var olmamış gibi yok olup gideceklerdir. 20.05.2013



BEDRETTİN GÜNDEŞ

Mersin haber

Pazartesi, Mayıs 20, 2013

HABER GALERİ

Mersinhaber.net
Mersinhaber.NET | Mersin'den ve dünya'dan haberiniz olsun!
mersinhaber.net@gmail.com Mersin haber