Sağ Banner

Haber Mersin

Mersin

Tarihçi İlber Ortaylı Mersinliler'le Buluştu

Türk-Arap Ülkeleri İşadamları Derneği (TURAB), yakın tarihe ışık tuttu. Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, TURAB ve Toros Üniversitesi’nin işbirliğinde Mersinlilerle buluştu.


Ekonomik gelişimin yanı sıra sosyal ve kültürel gelişime de katkı sunarak Türkiye’yi geleceğe hazırlayan TURAB, “Türkiye’nin Yakın Tarihi” başlıklı konferans ile Galatasaray Üniversitesi Öğretim Üyesi ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı Mersinlilerle buluşturdu. Toros Üniversitesi işbirliğinde üniversitenin Bahçelievler Kampüsü’den düzenlenen toplantıya; Mersin Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Mersin Milletvekilleri İsa Gök ve Ali Öz, Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Toros Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Tayyar Şen, Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Meclis Başkanı Faik Burakgazi, TURAB Genel Başkanı Emin Ucuz, Mersin Turizm Platformu Başkanı Numan Olcar, Mersin Deniz Ticaret Odası (MDTO) Genel Sekreteri Korer Özbenli ve çok sayıda davetli katıldı.

TURAB İLE 29 ÜLKE EL ELE

Konferansın açılış konuşmasını yapan TURAB Genel Başkanı Emin Ucuz, geleceğe güçlü yürüyüşte geçmişten alınacak derslerin öneminin büyük olduğunu söyleyerek, bu anlamda böylesine önemli bir buluşmaya imza atmanın gururunu yaşadıklarını söyledi.  Yaşayan tarih olarak da tanımlanabilecek Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın gerek Türkiye, gerekse dünya için önemli bir değer olduğunu kaydeden Ucuz, zengin bir hazine niteliğindeki bu bilgi ve birikimlerden fazlasıyla istifade çabasında olunması gerektiğini aktardı. TURAB’ın çalışmaları ile ilgili de bilgiler veren Emin Ucuz, “22 Arap ülkesi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Orta Asya/Türki Cumhuriyetleri ile ülkemiz arasında; ekonomik, kültürel ve sosyal yakınlaşmalar ve birliktelikler sağlamak maksadı ile 2003 yılında Mersin’de kurulan derneğimiz, ‘TURAB ile 29 Ülke El Ele’ anlayışı ile yurtiçinde ve ilgi alanındaki ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi maksadı ile etkinlikler düzenlemiş veya düzenlenen etkinliklere katkı ve destek vermiştir. Önümüzdeki Mart ayının sonunda Arap Birliği Türkiye Büyükelçisi ile 22 Arap ülkesinin büyükelçilerini Mersin’e davet ettik. Toplantı ve davetimize, birlik ve büyükelçilerin olumlu yanıt verdiklerini memnuniyetle bilgilerinize sunarım. Etkinlik ile Arap Birliği ve Türkiye’deki Arap ülkeleri büyükelçileri Mersin’de ortak toplantı icra edeceklerdir. Tüm etkinliklerimizde, faaliyetlerimizde Türk-Arap ülkelerindeki dostluğun, anlayışın ve ortak çıkarlara dayalı çalışmaların gelişmesini sağlamak maksadıyla benzer ilkeler doğrultusunda çalışan dernekler, meslek kuruluşları ve kurumlar ile işbirliği yapmaya, kamuoyu oluşturmaya özel gayret ve çaba gösterdik, göstermeye de devam edeceğiz” dedi.

TÜRKİYE’NİN ÖNDE GELEN BİLİM ADAMLARINDAN BİRİ

Daha sonra söz alan Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Ahmet Özer de, İlber Ortaylı’nın Türkiye’nin önde gelen bilim adamlarından biri olduğunu ifade ederek, Vali Güzeloğlu’na konferansa icabet ettiği için teşekkür etti. Özer, “Sağ olsun sayın valimiz üniversitemizin düzenlediği her türlü etkinliğe katılıyorlar. Valimiz, kentimizin sorunlarıyla ilgilendiği kadar, aynı zamanda entelektüel düzeyi de yüksek bir valimizdir” dedi.

BU BULUŞMA HEPİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR ZENGİNLİK


Vali Hasan Basri Güzeloğlu da, Ortaylı’nın kendisinin üniversite öğrencisiyken hocası olduğunu ifade etti. Ortaylı’nın dünya çapında bir aydın ve bilim insanı olduğunu kaydeden Güzeloğlu; “Profesör Dr. Ortaylı; tarihi sadece doğrudan ve yalın bir anlatımla değil, bugünle ilişkilendirerek ve geleceğe dönük çıkarsamalarıyla anlaşılır bir dille, deneyimi, zenginliği ve birikimiyle yorumlayarak aktaran yaşayan bir kültür değeridir. Yazdıkları, anlattıkları ve yetiştirdikleriyle bu ülkenin sağlıklı ve aydınlık bir geleceğe taşınmasının en önemli hazırlayıcılarındandır. Tarihin analitik bir bakış açısıyla değerlendirilmesi, her yanıyla irdelenmesi, her bir kısmının sonuca doğru çıkarsamayla kuşaklara aktarılması çok kolay bir şey olmasa gerek. Bugünkü buluşmayı hepimiz için çok önemli bir zenginlik olarak değerlendiriyor, emeği geçen herkese sonsuz teşekkür ederken saygıdeğer hocama uzun ve sağlıklı bir ömür diliyorum” dedi.

ANADOLU’DAKİ TESADÜFÜ KAZILAR BİLE TARİHİ DEĞİŞTİRECEK TÜRDE

Daha sonra Ortaylı, Türkiye’nin yakın tarihi ile ilgili bir konferans verdi. Anadolu’da tesadüfü kazıların bile tarihi değiştirecek hakikatleri ortaya çıkardığını işaret eden Ortaylı, “Bu da gösteriyor ki kimseye Anadolu’ya sonradan gelmiş değildir. Yerleşen yerleşmiştir. Türkiye ya da Türklerin tarihi şuna dayanır; Türkler, birçok milletin aksine buluşmayı, kaynaşmayı, kullanmayı, istihdam etmeyi bilen bir kavimdir. 15 yüzyılda gelen Yahudileri istihdam ettik. Bizim diplomatlarımız, hekimlerimiz, sarrafımız oldular ve bu ülkede yerleşip kaldılar. Ermenilerle, Rumlarla birlikte çalıştık, bir şeyler yarattık. Bu emperyal özellik dolayısıyla da Türklerin kurdukları imparatorluk başarılı olmuştur. Bölücü davransalardı iktidarları uzun ömürlü olmazdı. 19 yüzyıl Türkiyesi de, dünyadaki büyük devletlerden biri olduğu anlaşmalarla kabul edilen bir ülkedir. Birinci cihan harbinden sonra küçülen ve fakirleşen Türkiye, bu yapısını yinede korumuştur. O dönemde Türkiye’nin iktisadi yapısı geriledi. Britanya’nın becerdiği endüstri devrimine ayak uyduramadı. Britanya ise bunu çok küçük yaştaki çocukları zorla madenlerde çalıştırıp, köyleri boşaltarak, birçok insanı mağdur ederek başarmıştır. Köylerden büyük şehirlere göç ederken yollarda açlıktan ölen insanlar olmuştur. Bedeli çok ağır ödenen sanayi devrimi ile İngiltere kıtanın en öncü devleti olmuştur. Fransa onu takip etmeye çalışmış ancak köylü nüfusunun fazla olması nedeniyle edememiştir” dedi

19’UNCU YÜZYILA DAİR İNANÇLARINIZI TASFİYE EDİN

19’uncu yüzyıla dair inançların tasfiye edilmesi için çağrı da yapan Prof. Dr. İlber Ortaylı, “Türkler sanayiden anlamazlar, hiçbir şey icat etmezler, bunların üçte biri memur, üçte biri asker ve üçte biri de şairdir” gibi anlayışların gerçeği yansıtmadığını işaret etti. “Bu manzara ile bir memleketin ayakta durması mümkün değildir” diyen Ortaylı, Türkiye’nin daha 18’inci yüzyılda öncelikle ordusunu ıslah etmek ve geliştirmek için mühendislik öğrendiğini söyleyerek, “Önce ordu için geliştirilen tıbbi gelişim veya mühendislik sonra diğer alanlarda da kullanılıyor. Yavaş bir gelişme sergileyen Türkiye’ye 20’inci yüzyılın başında bir sanayi ülkesi demek de mümkün olmuyor. Çünkü nüfusunun yüzde 80’i köylü ve köylülerin çok önemli bir kısmında da ciddi bir tüketim var. Örneğin 1930’larda Hitler’den kaçarak Türkiye’ye sığınan doktorlardan bazıları, o zamanın akıllı devlet adamları görevlendirmiştir. Ders vermenin yanı sıra ülkedeki sağlık şartlarını araştıran bu doktorlar, Anadolu’da açlık yok, iyi-kötü üretim var ve bu durum değişime açık. İşte bu değişim o zaman başarılabilirdi. Ancak Türkiye’de hala şöyle bir algı var, ‘1950’lardaki Amerikan yardımı gelene kadar ülkede çivi çakılmamış’. Böyle bir şey yok. O dönemde dünyanın maruz kaldığı ciddi problemler vardı. Örneğin bunların en önemlisi 19’uncu yüzyılda Akdeniz ülkelerinin maruz kaldığı önemli salgın hastalıklar vardı. Bunların başında verem, sıtma ve tüberküloz geliyordu ama onun kadar yaygın bir diğer hastalık ise frengiydi. Bu hastalık şehirleşmenin, dış temasın yoğun olduğu yerlerde görülüyordu. Hatta cüzam bile önemli bir sorundu. Tüm bunların kalıntıları Türkiye Cumhuriyeti mücadele etmek zorunda kalmıştır” diye konuştu.

TÜRKİYE HAYAL PEŞİNDE KOŞMADI

Türkiye’de demokrasinin, daha sonra esas bir rejim haline geldiğini de dile getiren Ortaylı, 19’uncu yüzyılda mahalli idarelerde, belediyelerde yetkililerin seçimlerle göreve geldiğini anımsatarak, ilk Meclis’in dünya kafa gözün yarılacağı bir buluşma olarak beklendiğini ancak böyle olmadığını bildirdi. “Tartışma kültürü oturmuştu. İdareciler İngiltere parlamentosunda ki karşılıklı tartışırlardı” diyen Ortaylı, hakaret içerikli konuşmalar olsa bile politikacıların hiddetlenmemeye çalıştığını, bugün ise Meclis’te yumruklu kavgaların çıktığını işaret etti. “Ayrıca şunu da söylemek gerekir ki; Türkiye büyük veya ham hayallerin peşinde koşan bir devlet olmamıştır” diyen Ortaylı, açıklamasını şöyle sürdürdü; “Yani, ‘Nazilerle ahbap olup, Yunanistan’dan 12 adaları alır, Kafkasya’dan malı götürürüz’ dememiştir. Bu bir tedbirdir. Çünkü çok yakın bir gelecekte bunların hepsinin bedelinin ödeneceği bilinmektedir. Ayrıca, o dönemde Türkleri tutmak demek, Rusya’ya karşı Britanya’yı tutmak demekti ve bu durum İngiltere’de modaydı. ‘Balkanları Rusya’nın kurtarıcılığından korumak için Türk süngüsüne muhtacız’ diye makaleler yayınlamışlardır. Türkler tarihte hep muhafazakarlardan destek görmüştür.

MEZHEP ÇATIŞMALARI DESTEKLENMEMELİ

İkinci cihan harbinin kendine göre çok sakat tarafları vardır. Türkiye halkı çok ağrı angaryanın altına girmiştir. Köylülerin elinden son kuruşuna kadar vergi alınmış, ambarındaki buğdaya el konulmuştur. ‘Zaten bir öküzün var, ikincisi yok’ deyip köylünün elindeki öküzünü alıp, koyacak yer kalmayınca da eski camilerin medreselerine koymuşlardır ki, ‘Camileri ahır yaptınız’ lafı buradan gelmektedir. ‘Sırf köylü mü bunu çekecek, biraz da şehirli versin’ diyerek de varlık vergisi alınmıştır. Ankara’da bu zihniyetle konan varlık vergisi eyaletteki komisyonlarca keyfi uygulamalarla hayata geçirilmiştir. Düzenli bir vergi kaydı olmadığı için, ‘Karısı kürk giymiş yazın 5 bin lira’ gibi dayanaklarla vergiler yazılmıştır. Bunun gibi pek çok münasebetsizlikler, sürgünler olmuştur. 1946’da ki çok partili dönem demokrasiye geçiştir, dış dünyanın baskısı vardır ancak Türkiye buna zaten açıktı. Ayrıca Türkiye’de ki ihtilal ve darbelerin süreklilik sağlayamamasının en büyük nedeni de ordudaki sıkı terfi sistemidir. Türkiye’nin aksaklıklara rağmen kendine özgün bir yapısı vardır. Öte yandan Türkiye, İslam dünyasının kılıcıdır. Türkler Anadolu’ya girdikleri vakit, İslam coğrafyası gerilime sürecindedir. Birçok bölge kaybedilmiştir. Bugünkü coğrafyanın içerisinde yeniden İslam’ın bu topraklarda tutunması ve gelişmesi söz konusu olmuştur. İslam medeniyeti ve tarihi için Türkiye’nin önemi çok büyüktür.  Ne olursa olsun Türkiye’nin Arap dünyasına, Ortadoğu’da yabancı olacağını zannetmiyorum. Bu bölgenin değişiminde en önemli partner Türkiye olacaktır. Ancak hükümetlerin ve politikaların hayalperestlikten uzak durmaları gerekir. Mezhep çatışmalarını desteklemekten uzak durulmalıdır. Bu durum kimseye hayır getirmez”.
Konferansın ardından Toros Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Ali Özveren ve TURAB Genel Başkan Emin Ucuz, tarafından Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya teşekkür plaketi takdim edildi.

Mersin haber

Cumartesi, Şubat 23, 2013

HABER GALERİ

Mersinhaber.net
Mersinhaber.NET | Mersin'den ve dünya'dan haberiniz olsun!
mersinhaber.net@gmail.com Mersin haber