"Ulusal İstihdam Projesi, emeği daha çok sömürecek! "
Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu’na (DİSK) bağlı Genel Hizmetler İşçileri Sendikası (Genel-İş) Mersin Şubesi, Akdeniz Belediyesi işçilerine yönelik eğitim semineri düzenledi. Seminerde, Genel-İş Eğitim Dairesi uzmanları, son dönemde gündemde olan ‘Ulusal İstihdam Stratejisi’ ile ilgili bilgilendirme yaptılar ve belediye taşeron firmalarında çalışan işçilerin sorularını yanıtladılar.
Disk-Genel İş Sendikası Mersin Şubesi, Akdeniz Belediyesi işçilerine yönelik bir eğitim semineri düzenledi. Akdeniz Belediyesi konferans salonunda yapılan eğitim seminerine Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, Başkan Yardımcıları Makbule Kaplan ve Hasan Uğur Çat, Genel-İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy ile Akdeniz Belediyesi işçileri katıldı. Genel-İş Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Eğitim Daire Başkanı Hüseyin Yaman ve Eğitim Dairesi Müdürü Uzman Faruk Özdemir’in konuşmacı olarak katıldığı seminerde, Hükümetin kamuoyuna açıkladığı “Ulusal İstihdam Stratejisi” masaya yatırıldı.
İlk olarak söz alan Disk Genel İş Mersin Şube Başkanı Kemal Göksoy, “Bugün dünya insan hakları haftasının içindeyiz. Biliyorsunuz, biz dünyada insan hakları ihlallerinin en çok yaşandığı bir ülkede yaşıyoruz. Bu dönemden geçerken siyasetçiler ve gazetecilerin yanında biz sendikacılar da nasibimizi alıyoruz. Bugün, 12 Eylül döneminden bile daha fazla insan hakkı ihlali ve emek sömürüsüyle karşı karşıyayız” dedi. Disk Genel-İş sadece ücret sendikacılığına dayalı bir oluşum olmadığına değinen Kemal Göksoy, “Genel-İş aynı zamanda eğitim çalışmalarıyla üyelerini ve toplum kesimlerini bilinçlendirmeye çalışan bir sendikadır. Türkiye genelinde periyodik olarak yapılan eğitim faaliyetlerinin Mersin ayağında, Eğitim Daire Başkanımız ve örgütlenme uzmanımız son gelişen sendika yasa tasarıları ve ulusal istihdam stratejisine yönelik bilgilendirmelerde bulunacaklar. Bu çalışmamızda katkılarını esirgemeyen Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, başkan yardımcıları ve meclis üyelerine teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Başkan Türk, “Gelecek, eninde sonunda emekçinin olacak”
Konuşmasına seminere katılan işçileri ve konuşmacı heyeti Kürtçe selamlayarak başlayan Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, DİSK’in Türkiye sendikaları içinde apayrı bir yeri olduğuna işaret etti. İsmail Hakkı Ünal, Aydın Güven Gürkan, Abdullah Baştürk ve Fehmi Işıklar gibi isimlerin, Halkın Emek Partisinin (HEP) kuruluşu döneminde DİSK’in felsefesini daha yakından tanıma imkânı bulduğunu vurgulayan Başkan Türk, “Üreten ve ülkeye en büyük hizmeti veren sizlersiniz, ama aynı ülkenin hiçbir kararında siz yoksunuz. Sizler adına sermayedarlar karar verir. Üretenler, emeğinin karşılığını alamıyorlar. Benim sendikalardan ve emekçilerden en çok istediğim, ülkesindeki hukuk dışı yanlışlara karşı çıkmalarıdır. Duyarsız kalan sivil toplum örgütleri ve aydınlar, bir gün geç kaldıklarını anlayacaklardır. Bu birçok ülkede oldu, aydınlar sessiz kaldı. Sistem bütün her yeri ele geçirdikten sonra sıra aydınlara geldiğinde ise, onların feryadını duyacak kimse kalmamıştı. Sendikacılar içeride, sisteme muhalif olan siyasetçiler, seçilmişler içeridedir. Hiçbir şeyle suçlayamazsa gizli tanık olarak içeri alıyor, ilk mahkemeye kadar aylarca içeride tutuyor. Bir arkadaşımız eşiyle konuşuyor, eşi ‘misafirimiz var ona göre gelirken ekmek getir’ diyor. Bunu şifreli bir konuşma olarak değerlendiren görevliler arkadaşımızı gözaltına alıyor ve hâkim karşısına çıkarıyor. Bakın, bu kadar uygulama bile onları tatmin etmiyor, ‘Başkanlık Sistemi’ adı altında adeta padişahlığa, sultanlığa soyunuluyor. Ben emekçi kesimin ve aydınların gereken dersi vereceğine inanıyorum, geleceğin eninde sonunda emekçinin olacağına inanıyorum” dedi.
‘Siyasetten bağımsız olmamız, ona müdahale etmeyeceğimiz anlamına gelmez’
Konuşmacılardan Genel-İş Merkez Yürütme Kurulu Üyesi ve Eğitim Daire Başkanı Hüseyin Yaman, insan hakları ihlallerine dikkat çekti, aykırı seslerin terör örgütü bahanesiyle gözaltına alınmakta olduğunu dile getirdi. Disk’in işçi kesimi ve toplumun diğer kesimlerinin çıkarları için çalışan bir sınıf örgütü olduğunu da ifade eden Hüseyin Yaman, “Sendikamız devletten, siyasetten, siyasi partilerden, sermayeden bağımsızdır. Ancak siyasetten bağımsız olmamız, siyasete müdahale etmeyeceğimiz anlamına gelmez. Türkiye işçi sınıfı, mücadele tarihinin en büyük ve yaygın ekonomik, sosyal ve siyasal saldırı politikalarıyla karşı karşıyadır. Ekonomik kriz bahanesiyle hak taleplerinin zor kullanarak engellendiği, sendikaya üye olmanın suç sayıldığı bir ülkede yaşıyoruz. 1980 askeri darbe sonrası büyük bir toplumsal değişim geçiriyoruz. Bu dönemden sonra rüşvet, hırsızlık ve bireysel çıkar tavan yaptı. Dilencilik, bencillik ve köşe dönmecilik felsefesi egemen olmaya başladı. Emekçi olmak horlandı, hayali ihracat ve düğünlerde saçılan paralar gücün sembolü oldu. Emeğin sömürülmesi göz ardı edildi. Özelleştirme, ülkenin tek kurtuluşu olarak görüldü. Bu yapılanların tümü küresel ideolojik sermaye saldırısı idi ve toplum o dönemde bu yapılanları yeterince algılamadı. Kapitalizm ve serbest piyasa ekonomisi, her derde deva ideolojisi olarak gösterildi. Böylece işsizlik, yoksulluk, kültürsüzlük, çevre tahribatı doruğa çıktı. Bugün artık birlikte dayanışma içinde ortak geleceğimiz için mücadele etmek zorundayız. Sınıfın birliğini ve kardeşliğini bozacak uygulamalara karşı çıkmalıyız. Sendikalar aynı zamanda üyeleri için birer okuldur. Bu okul, en küçük bir hak arama eyleminden geniş kitle eylemlerine kadar uzanır. Sendikal ve sınıfsal hak arama mücadelesinde eğitimlerin önemi büyüktür. Bugün üyesi bulunduğumuz, 50 yıllık mücadele geleneğine ve tarihine sahip olan Genel İş Sendikası gücünü sizlerden alan bir örgüttür. Bugün bu paylaşımlarımız, bundan sonraki sendikal hak ve özgürlükler mücadelemizde sizlere ışık tutacaktır” diye konuştu.
‘Kölelik düzeni geri geliyor’
Seminerde son olarak söz alan Genel-İş Sendikası Eğitim Dairesi Müdürü Uzman Faruk Özdemir, sendikanın işçi sınıfı için ne anlam ifade ettiğinden söz etti. Türkiye’nin, son 25-30 yılda çeşitli ad altında yürütülen emeği değersizleştirmeye yönelik politikaların yeni bir kümesi ile karşı karşıya olunduğunun altını çizen Faruk Özdemir, “Hükümetin kamuoyuna açıkladığı ‘Ulusal İstihdam Stratejisi’, bu yeni saldırı politikalarının unsurlarını içinde barındıran bir belgedir. Tamamıyla sermaye ve OECD, Dünya Bankası ve IMF gibi emperyalist güç odaklarının ve finansal kurumlarının taleplerine uygun şekilde hazırlanan Ulusal İstihdam Stratejisi; kıdem tazminatı hakkını, yasal asgari ücret düzenlemesini, ‘kadrolu’, tam ücretli çalışma ve emekli olma hakkını ortadan kaldıracak, çalışanları ‘yevmiyeli ameleye’ dönüştürecek düzenlemeleri içermektedir. Hükümeti bu hedefe ulaştıracak düzenleme kümesi, Ulusal İstihdam Stratejisinde, ‘gören gözler’ için tereddütte yer bırakmayacak şekilde açık yazılmıştır. Bundan sonra sendikaların toplu iş sözleşmesi görüşmelerini bu kanun çerçevesinde yürütecek. Hükümet bu yıl Ulusal Strateji İstihdam Belgesi adlı belgeyi kamuoyuna sundu. Bu belgenin hedefi iş gücü maliyetlerini aşağıya indirmek bu iş gücü maliyetleri içersine giren bütün unsurlarda da indirim yapılabilir ya da düşürme yapılabilir. Peki, bunu nasıl gerçekleştirecek. Nasıl bir yol çiziyor. İş gücü piyasasının esnekleştirilmesi suretiyle işgücü maliyetlerini aşağıya düşürüleceğini hesap etmiş. Böyle bir strateji çizmiş. Yani hedef işgücü maliyetlerini indirmektir. İzlenecek strateji ise işgücü piyasasını esnek hale getirmektir” dedi.
İşçilerin en çok merak ettiği konulardan biri olan kıdem tazminatına ilişkin düzenlemelere de değinen Faruk Özdemir, “Kıdem tazminatı da işçiler için çok önemli bir güvencedir. Yani çalıştığınız her yıl karşılığında 1 aylık maaşınız sizin adınıza kıdem tazminatı olarak ödenmek zorundadır. Kıdem tazminatı işçinin sözleşmede kanunda yazılı bir durum halinde işten çıkartılması durumunda alacağı paraya kıdem tazminatı denir. Bir işçi 1 yılı doldurduğu zaman kıdem tazminatı almaya hak kazanır. Türkiye işçi sınıfının yüzde 80’i, çıkan bu yeni yasa ile sendikalı olabilme hedefinin dışında kalıyor. 20 yıl çalışan bir işçi 60 bin TL kıdem tazminatı alacaksa fondan sonra 20 bin TL kıdem tazminatı alacaktır. Yani 3’te 1 kayba uğrayacaktır. Kurulacak bu kıdem tazminatı fonu için yüzde 4 bizim ücretimizden kesinti yapılacaktır. Hükümet bu yasa ile milyonlarca işçinin bir işverenden bir işverene kiralanmasının adımlarını atmaktadır. Bunun diğer adı köleliktir” diyerek konuşmasını sürdürdü. Özdemir, hizmet alımı yoluyla istihdam edilen belediye işçilerinin, ‘kadrolu işçi’ tabir edilen personelden yasalar önünde hiçbir farkı olmadığını da söyledi. Verilen arada, belediye fuayesinde katılımcılara bir de kokteyl verildi. İkinci bölümde konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi ve daha sonra seminer sona erdi.
Mersin'den ve Dünya'dan haberiniz olsun!


