Sağ Banner

Haber Mersin

Mersin

CHP'li Öztürk Azerbaycan'da

CHP Mersin Milletvekili Adalet Komisyonu üyesi Ali Rıza Öztürk, üyesi olduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği Parlamenter Asamblesi (KEİPA)'nin 25-29 Kasım 2012 tarihleri arasında Azarbeycan'ın Başkenti Bakü'de yapılan 40. Genel Kurul Toplantısı'nda, son günlerin güncel konusu olan "KEİPA üye devletlerinde bilgi (SİBER) güvenliğin geliştirilmesinde parlamentonun rolu" hakkında konuşma yaparak değerlendirmelerde bulundu. Bakü'de çalışmaları halen devam eden toplantıda CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, yapmış olduğu konuşmada şunlara yer verdi:


"Günümüzde kişi, kurum ve kuruluşlara ait bilgi varlıklarının hacminin ve çeşitliliğinin geçmişe oranla ciddi artışlar gösterdiği, bilgi varlıklarımızın büyük ölçüde sayısallaştığı ve bu durumun gerek kamu gerekse özel iş süreçlerini kolaylaştırdığı bilinen bir gerçektir. Bununla beraber geçmişte mümkün olmayan yeni servisleri mümkün hale getirdiği de akıldan çıkarılmamalıdır. Aynı zamanda, bilgi ve iletişim teknolojilerinin her geçen gün birey ve toplum hayatında çok daha fazla yer işgal ettiği, artık bu sistemler olmadan birçok hizmetin sunulamaz ve alınamaz hale geldiği hepinizin malumudur. Bu yönüyle bilgi ve iletişim teknolojilerinin etkin hizmet sunumu ve hızlı üretim imkanı sağladığı kaçınılmaz bir realitedir. Bilindiği üzere son yıllarda gelişen teknolojiyle beraber hayatın her alanında olduğu gibi kamuda da etkin internet kullanımı yaygınlaşmıştır. Bunun doğal sonucu olarak hizmetlere daha kısa sürede ulaşmak ve hizmet maliyetini azaltmak olanaklı hale gelmiştir. Bütün bu olumlu gelişmelerin yanında göz ardı edilemeyecek kadar hayati öneme sahip bir konuyla karşı karşıya kalmaktayız. İnternet ve teknoloji hizmetlerinin artması beraberinde siber tehditler gerçeğini getirmiştir.


Başta kamu olmak üzere tüm kurum ve kuruluşların birçok hizmetlerini internet ortamında sunmaya başlamasıyla birlikte bu ortamda yaşanacak olumsuzluklar kişisel, sosyal ve ekonomik hayatımızı önemli ölçüde etkileyecektir. Oluşacak siber güvenlik vakalarının hem maddi hem de manevi zararlar verebileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bunun örneklerini yakın zamanda tüm dünya fiilen yaşadı. 2007 de Estonya, 2008 ABD askeri bilgisayar sistemleri, 2010 İran, 2010 Fransa,  2011 Belçika yapılan siber saldırılardan önemli ölçüde zarar görmüş ve toplumsal olarak büyük ölçüde hizmetlerin iletilmesinde aksaklıklar yaşanmıştır. Kendi üyemiz olan Gürcistan bunu 2008’deki savaşta canlı olarak yaşadı. Her ülke gibi, KEİPA ailesi olarak olası sıkıntıları yaşamamak için bir dizi önlemin alınması gerekir.


Yapılan saldırılar neticesinde bu saldırıların sosyal ve ekonomik hayatımızı önemli ölçüde etkileyebileceği, yaşanacak muhtemel siber güvenlik olaylarının kişisel ve toplumsal pek çok ekonomik ve sosyal hususu beraberinde getireceği ve sonuçta telafisi güç neticelere sebebiyet verebileceği hususunda ortak bir bilinç etrafında toparlanmalı ve ortak hedefler belirlenmelidir. Ağ ve bilgi sistemlerinin ve varlıklarının ülke ekonomisi, kamu refahı ve güvenliği için çok önemli olduğu, dolayısıyla siber varlıkların güvenliğinin ülke ve toplum güvenliğiyle eşdeğer olduğunu her zaman hatırda tutmak ve bunun için uzun soluklu adımlar atmak gerekir. Ülkelerin askeri, ekonomik, teknolojik ve kritik altyapılarına karşı yapılacak saldırıları engelleyecek çözüm önerileri geliştirmek ve bunları uygulamak gerekir. Bunların yanında siber ortamı yoğun kullanan kişilerin ve kurumların risk değerlendirme sayılarını arttırmaları gerekir. Siber güvenlik konusunda iyi bir strateji belirlenmeli ve bu alanda bilinçli teknik personel istihdam edilmelidir. Kamu, özel sektör, sivil toplum kuruluşları, üniversiteler birlikte çalışmalı ve ortak projeler geliştirmelidirler. Aynı zamanda bu alanda çeşitli çalışmalar yapan kuruluşları koordine edecek ve gerekli yetkilerle donatılmış bir koordinasyon merkezi kurulmalıdır.



         Bu saydığım çalışmaların yanında bir dizi önlemler daha almak yerinde olacaktır. İyi bir siber güvenliğin sağlanması için iyi uygulamalara ihtiyaç vardır ve bunun neticesinde uygulamalar güvenliği yüzde 55 oranında etkilemektedir. Bunun yanında kişisel ve şahsi gayretlerin yüzde 20, daha iyi teknolojiyi kullanmanın yüzde 18 ve ülkenin kanun ve yönetmeliklerle bu alanda yapılan düzenlemelerin ise güvenliğe yüzde 7 oranında katkı yaptığı yapılan araştırmalar neticesinde ispatlanmıştır. Bu noktada sadece kişilere değil aynı zamanda özel sektör ve kamunun bütün kurumlarına vazife düşmektedir. Siber güvenlik tatbikatları yaparak açıkların bir an önce farkedilerek bunların telafi yoluna gidilmesi gerekir.  Kapsamlı bir güvenlik stratejisi oluştururken ülkenin parlamentosundan da gerekli desteğin alınması şarttır ve noktada kanun ve yönetmeliklerdeki gerekli hukuki düzenlemelerin bir an önce yapılması gerekir. Bunlara ek olarak üniversitelerde lisans ve yüksek lisans programlarında bu konunun daha aktif bir şekilde işlenmesi gerekir. Ülke içinde yapılan çalışmaların yanı sıra bölgesel ve küresel ölçekte örgütlenmiş organizasyonlarla işbirliği içine girilmeli ve siber tehditlere karşı uluslararası bilgi paylaşımı yapılmalıdır.


         Bilişim güvenlik firmalarının son yayınlanan İnternet Güvenliği Tehdit Raporuna göre dünya genlinde kötü niyetli saldırıların yüzde 81 oranında arttığını ve Türkiye’nin de bu artıştan payını alan ülkeler arasında yer aldığını ortaya koymaktadır. Türkiye, Avrupa, Ortadoğu ve Afrika bölgesinde kötü amaçlı yazılım saldırılarına en çok maruz kalan 10 ülke sırasında 4. Sıradadır. Başta Emniyet Müdürlükleri, İçişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, TBMM gibi önemli kamu kuruluşlarının internet sitelerine saldırmaları ve siteleri servis dışı bırakmaları Türkiye’yi siber saldırılara karşı ivedilikle çalışmalar içine sokmuştur. Bu alanda öncü rol oynayan Bilim , Sanayi, ve Teknoloji Bakanlığı, TÜBİTAK, ve Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu son dönemde siber güvenlik amaçlı faaliyetlerini arttırmışlardır. Türkiye’nin bilgi toplumuna dönüşüm süreci kapsamında yürütülen “ e-Dönüşüm Türkiye Projesi” kapsamında 2006-2010 Bilgi Toplumu Stratejisi hazırlanmış ve TÜBİTAK Ulusal Elektronik ve Kriptoloji Araştırma Enstitüsü’ne “Bilgisayar Olaylarına Acil Müdahale Merkezi” kurma görevi verilmiştir. Sorumlu kurumlar tarafından 25-28 Ocak 2011 tarihinde geniş çaplı bir siber tatbikat gerçekleştirilmiş ve 41 kamu ve özel sektör kuruluşu katılmıştır. Aynı zamanda Türkiye ile NATO arasında 14 Mayıs 2012 tarihinde ortaklaşa siber güvenlik eğitimi başlamıştır. Ayrıca TÜBİTAK Bilgi Güvenliği Akademisi de Türkiye’de siber güvenlik uzmanı eksikliğinin giderilmesine destek olmak ve kapasite geliştirilmesini sağlamak amacıyla üniversite öğrencilerine yönelik “Siber Güvenlik Yaz Kampı” düzenlemiştir.



         Öte yandan bilişim ve internet ortamında işlenen suçlar ile ilgili mevzuat da gözden geçirilmiştir. “Türk Ceza Kanunu” unda konuyla ilgili çeşitli düzenlemeler yapılmış aynı zamanda siber güvenlikle ilişkili olarak “Elektronik İmza Kanunu” kabul edilmiştir.  Türkiye sadece ulusal gelişmelerle kalmayıp bölgesel ve uluslararası işbirliğine girmiş ve Avrupa Konseyi’nin 47 ülkesinin imzaladığı “Siber Suçlar Sözleşmesini” imzalamıştır. Bu konuda Türkiye oluşan gelişmelerin farkındadır ve alınması gereken bütün önlemleri almak için son derece gayret içindedir.

         Siber güvenlik konusu malumunuz üzere sadece bir ülkenin gayretleriyle altından kalkabileceği bir konu değildir. Bunun bilincinde olup her ülkenin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi ve ortak projeler etrafında toplanması gerektiğini tekrar tekrar belirtmek isterim. Konuşmama son vermeden önce beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür eder saygılarımı sunarım."

Mersin haber

Çarşamba, Kasım 28, 2012

HABER GALERİ

Mersinhaber.net
Mersinhaber.NET | Mersin'den ve dünya'dan haberiniz olsun!
mersinhaber.net@gmail.com Mersin haber