Sağ Banner

Haber Mersin

Mersin

Özlüer: ‘Gecekondu dönüşüm bölgesi kararı hukuksuzdur’

 Mersin Haber - Avukatlar Özlüer ve Horuş, kentsel dönüşüm planlanan 3 mahalle için verilen acele kamulaştırma kararını gasp olarak niteledi:

AKP Hükümeti ‘Savaş Hukuku Yasası’ Uyguluyor!


HDK bileşenlerinin davetlisi olarak Mersin’e gelen Avukatlar Fevzi Özlüer ve Mehmet Horuş, TOKİ’nin kentsel dönüşümü planladığı Çay, Çilek, Özgürlük mahallesi sakinleriyle bir araya geldi. Avukat Fevzi Özlüer, Bakanlar Kurulu ve TOKİ’nin, 3 mahalle için aldığı ‘gecekondu önleme bölgesi ve acele kamulaştırma’ kararlarının hukuksuz olduğunu belirtti. Özlüer, İstanbul ve Ankara örneklerinde olduğu gibi, evi yıkılan insanlara, evinin bedelinin o günkü rayiç değeri üzerinden değil, sadece 10 ila 12 bin lira arasında moloz-yıkım bedeli ödendiğine dikkati çekti. Avukat Mehmet Horuş ise, Bakanlar Kurulu’nun aldığı ve TOKİ’ye devrettiği ‘acele kamulaştırma’ kararının, 1939 tarihli ‘savaş hukuku yasasına’ dayandığına işaret etti. Yapılanın kamulaştırma değil ‘gasp’ olduğunu vurgulayan Horuş, “Bakanlar Kurulu, 1939’dan bu yana 3-5 yılda bir sembolik karar aldı. Fakat AKP hükümetinin iktidara gelmesiyle birlikte savaş ve olağanüstü koşullarda tanınan bu yetki her yerde kullanılmaya başlandı” dedi.

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Mersin bileşenleri tarafından, TOKİ’nin kentsel dönüşüm projesi için adı geçen Çay, Çilek ve Özgürlük mahallelerinde halkı bilgilendirme toplantıları düzenlendi. Toplantılara konuşmacı olarak katılan Avukatlar Fevzi Özlüer ve Mehmet Horuş, TOKİ’nin konut mantığı ve zora dayanan politikaları hakkında yurttaşları aydınlattı. Toplantılara, BDP PM Üyesi Ramazan Yıldız, BDP İl Eşbaşkanı Aynur Aşan, Akdeniz Belediye Başkanı M. Fazıl Türk, belediye başkan yardımcıları ve meclis üyeleri, HDK Mersin Dönem Sözcüsü Müslüm Tank, Türkiye Barış Meclisi Mersin Sözcüsü Ayşe Aydoğan ve muhtarlar katıldı. Mahalle sakinlerinin yoğun ilgi gösterdiği toplantılarda, HDK’nin daveti üzerine Ankara’dan Mersin’e gelen Avukatlar Fevzi Özlüer ve Mehmet Horuş, TOKİ’nin diğer kentlerde yürüttüğü kentsel dönüşüm projelerinin mantığı ve acele kamulaştırma süreçleri konusunda bilgiler verdi, çeşitli uygulamalardan örnekler anlattı.

Özlüer: ‘Gecekondu dönüşüm bölgesi kararı hukuksuzdur’
Türkiye’de 2005 yılından itibaren kentsel dönüşüm uygulamalarının yoğunlaştığını ve pek çok mevzuat çıkarıldığını belirten Avukat Fevzi Özlüer, “Yaşadığınız mahalleler, TOKİ tarafından gecekondu dönüşüm bölgesi olarak ilan edildi. Bu karara dayalı olarak da acele kamulaştırma kararı verildi ve süreç hızlandı. Bu kararın hukuksuz olduğunu söylemek gerekir. TOKİ’nin böyle bir karar alma yetkisi, KHK doğrultusunda da, kendi mevzuatında da yok. Öncelikle bu kararın iptal edilmesi gerekiyor. TOKİ’nin aldığı karar dava edilirse acele kamulaştırma kararının da sebep unsuru ortadan kalkacak. O yüzden de elimizin sağlam olduğunu söyleyebiliriz” dedi.
Örgütlenme, dernekleşme, meclisler kurarak birlikte hareket etmenin gerekliliğine işaret eden Özlüer, bu süreçte TOKİ’nin, Başbakanlığın, Bakanlar Kurulu’nun elinde sınırsız bir yetki kullanma gücü bulunan idarecilerin, ‘nasıl olsa her şeyi yaparlar’ düşüncesini geri planda bırakarak hareket etmenin çok önemli olduğunu belirtti. Özlüer, “Bu düşünceleri ortadan kaldırdıktan sonra da Mersin’de, herkes kadar bu mahallelerde yaşayan insanların da nitelikli kentsel hizmetlerden, konutlardan barınmak hakkının olduğunu ve bu hakkın bir yaşam hakkı olduğunu kabul ederek bir politika örmek ve geliştirmek gerekiyor” dedi.



‘Evlerinizin rayiç değerini değil, sadece 10-12 bin lira moloz bedeli ödeyecekler’
İnsanların kafasında, ‘kentsel dönüşüm alanlarında, bir gün evlerimiz yıkılırsa acaba acele kamulaştırmalar neticesinde uygulanan protokollerle bize alanda yeniden bir ev verilir mi?’ sorusunun belirdiğini kaydeden Avukat Fevzi Özlüer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu sorulara, geçmişte yaşanan deneyimlere bakarak yanıt üretmek lazım. Bu süreç, İstanbul ve Ankara’da benzer şekilde gelişti. İnsanları ikna edebilmek için öncelikli olarak yerinde, yeniden konut edindirme politikasını ön plana sürdüler. Bu konuda protokoller hazırladılar, bilgi edinme büroları kurdular. Fakat biz uygulamalarda gördük ki kentsel dönüşüm kapsamına giren mahallelerde, insanların evleri yıkıldıktan sonra, evlerinin bedelleri bugünkü kentsel rayiç üzerinden hesaplanıp verilmiyor. Örneğin mahallelerinizde bir evin değerinin 40-50 bin lira arasında olduğunu varsayarsak, bedel olarak size ödenecek para bu değil. Bunun sebebi de şu… TOKİ’nin aldığı ‘gecekondu önleme bölgesi’ kararından sonra hızlı şekilde acele kamulaştırma süreci ile karşı karşıya kalındı. Bu karardan sonra evlerinizin mülkiyet değeri değil, moloz değeri, yani yıkım bedeli üzerinden hesaplanacak rayiç size ödenerek elinizdeki mülkiyet alınacak. Yani mülkiyetin kamuya geçmesi ile ilgili tarafınıza ödenecek bedel, diğer örneklerde olduğu gibi, ortalama 180 ila 270 metrekare arasında değişen arsalar olduğunu varsayarsak, arsa değerlerini de değil, evlerinizin yıkımı sonucunda elde edilecek moloz değerini alacaksınız. Diğer yerlerde ödenen rakamları hatırlatacak olursak bu da 8 ila 12 bin lira arasında bir rakamdan fazla olmayacak.”

‘TOKİ, evlerinizi çok ucuza elinizden alacak ve sizi 30 yıllığına borçlandıracak’
Konuşmasına, , “Peki, 8 veya 12 bin lirayı aldıktan sonra ne yapacaksınız?” sorusunu sorup devam eden Özlüer, şöyle dedi: “Evet, size belki yine yıkım alanlarında yapılacak yerlerde konut edinmek isteyenlere konut edinme olanağı sağlanacak. Ama siz 8 bin liraya bir konut satın alamazsınız. Yeni yapılacak binalarda ortalama konut bedelleri, TOKİ’nin rakamlarına göre bugünkü rayiç bedelleri üzerinden 70 ila 100 lira arasında değişiyor. Size ödedikleri rakamı bir tür fark gösterip, arada 60 bin lira, 70 bin lira ne kadar fark olacaksa, bu bölgede ev almak isteyenlere, ‘kardeşim 70 bin liranı öde, ben sana mahallende yeniden konut vereyim. Ya da paranı al ‘git’ diyecekler. Bu parayı öderim deyip kabul ederseniz de parayı size kredi olarak verip 29 veya 39 yıllığına taksitlendirecekler. Tabi TOKİ ile protokol imzalayacaksınız Evinizin üzerine ipotek koyacaklar, eğer üst üste 3 taksit ödemezseniz ipoteği icraya koyup, elinizdeki evi de alacaklar ve ‘tamam kardeşim borcunu ödemedin, evini aldım, nereye gidiyorsan git’ diyecekler. Kentsel dönüşüm süreçleri karşısında örgütlenmemiş bölgelerde halkın başına gelen budur. Hukuki süreçle ilgili elinizin güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu gücü ortaya çıkarabilmek açısından da örgütlü davranmak oldukça önemli bir unsur. Bu süreçte kaygı duyması gerekenler de siz değil, TOKİ ve diğer idari yetkilileridir.”

Horuş: ‘Savaş hukuku yasası uygulanıyor. Bu kamulaştırma değil gasptır’
Kentsel dönüşüm süreçleri ve kamulaştırma kararları hakkında sunum yapan Avukat Mehmet Horuş ise, ‘Çay, Çilek ve Özgürlük mahalleri için verilen ‘acele kamulaştırma kararının kamulaştırma değil, açıkça ‘gasp’ olduğunu vurguladı. Bakanlar Kurulu’nun 29 Aralık 2011 tarihinde 3 mahalle hakkında aldığı kararda, Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesi’ne göre karar aldığına dikkati çekti. Kamulaştırma ve kentsel dönüşümle ilgili birçok davayı takip eden Danıştay’ın ‘yürütmeyi durdurma kararı’ almasında emeği geçen Avukat Mehmet Horuş şöyle devam etti: “Peki nedir bu kanunun 27. Maddesi, bakın işin arkasında ne var? 1939 yılında çıkarılmış bir yasa var. Yasanın adı ‘Milli Müdafaa Mükellefiyetleri Hakkında Kanun’. Bu kanun 1939 yılında, 2. Dünya Savaşı koşullarında Türkiye’nin de savaşa girme ihtimali düşünülerek, o zaman Genelkurmay Başkanı’na savaş halinde dahi tanınmamış bir yetkiyi düzenliyor. Eğer Türkiye 2. Dünya Savaşı’na girerse Genelkurmay Başkanı, Bakanlar Kurulu’na talepte bulunuyor ve Bakanlar Kurulu değerlendiriyor. Savaş sırasında normal kamulaştırma ile zaman kaybetmemek için tanınmış olağanüstü bir yetki. Asker yığınağı, hastane, köprü yapılacak. Askerin yiyecek ihtiyacı veya atların samanları için bazı tarlalara nasıl el konulacağı bu yasa ile düzenleniyor. İşte ‘acele el koyma’ dedikleri budur.”

/‘AKP Hükümeti, olağanüstü hallerde uygulanan yetkiyi her yerde kullanmaya başladı’
Bakanlar Kurulu’nun, 1939’dan bu yana 3-5 yılda bir Kurulu sembolik kararlar aldığını kaydeden Avukat Mehmet Horuş, Fakat AKP’nin iktidara gelmesiyle birlikte bu istisnai savaş ve olağanüstü koşullarda tanınan yetkinin her yerde kullanılmaya başlandığının altını çizdi. Horuş, “Bakanlar Kurulu, 2004 yılında EPDK’ya bu yetkiyi devretti. HES’ler, madencilik, termik santraller ve petrol boru hatları ile ilgili EPDK, Resmi Gazete’de yayınlamaya bile gerek kalmadan istediği taşınmazlara bir kalemde el koyuyor. Şimdi bu yetkiyi bir şekilde TOKİ de kullanmaya başladı. Sadece son 3 aylık Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu kararlarına baktığımızda bile boş geçen hiçbir toplantı yok. Tamamında, DSİ, Karayolu veya Demiryolu projelerinde bir yerlere el konuluyor. Şu anda Türkiye yüzölçümü ile kıyaslanabilecek oranda bir alan gasp edilmiş durumda. Bu savaş hukuku yasaları ile gasp edilmiş durumdadır.”

Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü, konuyu TBMM gündemine taşıdı
Avukat Horuş, söz konusu savaş yasasının uygulanmayacağını kendilerinin de mahkemelerin de bildiğini belirtti, daha geniş bir çalışma perspektifi oluşturduklarını dile getirdi. Horuş sözlerini şöyle sürdürdü: “Salı günü İstanbul’da Çağlayan Adliyesi önünde Dersim’de (Tunceli) kazandığımız karar vesilesiyle, İstanbul’da 3. Köprüye Karşı Yaşam Platformu, İstanbul’daki kentsel dönüşüm mağdurları ve Suyun Ticarileşmesine Hayır Platformu, ortak bir basın açıklamasıyla, acele kamulaştırma konusuyla ilgili bir kampanya startı vermiş oldular. Bunu önümüzdeki bir yılın, tüm çevre ve yaşam mücadelesinin bir numaralı gündemi olarak görüyoruz. Cuma günü de Mersin Milletvekilimiz Sayın Ertuğrul Kürkçü’nün, Dersim Milletvekilleri ile birlikte katılacağı İstanbul’da bir basın toplantısı yapılacak. Yine Kürkçü’nün, TBMM Başkanlığı’na verdiği bir Meclis Araştırma Önergesi var. Bu önergede Çay, Çilek ve Özgürlük mahalleleri ile ilgili özel bir araştırma yapılması isteniyor.”

‘Üç mahalleyi pilot bölge olarak seçip örnek bir mücadele yükselteceğiz’
Geçtiğimiz yıl Ankara’da ilki yapılan Devrimci, Halkçı Yerel Yönetimler Sempozyumu’nu hatırlatan Mehmet Horuş, sempozyumunun bu yıl 2’ncisinin planlandığını kaydetti, devrimci halkçı belediyelerdeki sorunlar arasında acele kamulaştırma konusunun öne çıkacağını belirtti. Komisyonda kendisinin de yer aldığını söyleyen Horuş, “Bu çerçevede biz Türkiye’deki bir bölgeyi, yapacağımız çalışmalar için pilot bölge olarak seçmeyi tartışıyorduk. Bugün buradaki katılım ve dayanışmayı gördükten sonra Türkiye’deki tüm acele kamulaştırma kararları için biz bu 3 mahallenin ve Akdeniz Belediyesi’nin çalışmalarını arkadaşlarıma önereceğim. Tüm Türkiye için buradan örnek bir mücadele nasıl çıkarılır? Tüm deneyim ve birikimi burada hayata geçireceğimiz bir pilot çalışmayı da önereceğim. Yine Marmara Üniversitesi Çevre Hukuku Bölümü’nden Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, bu işin Anayasa Hukuku boyutuyla ilgili akademik-bilimsel bir çalışma yürütüyor” şeklinde konuştu.

‘Hükümet, yargı kararlarının arkasından dolanıp yeni yasalarla halkın karşısına çıkabilir’
“Bu mesele, davayı kazanıp kazanmama meselesi değil. Bu bizim için küçük bir hedef” diyen Avukat Mehmet Horuş, “Buradaki usulsüzlük ortada. Bunu başbakan da Bakanlar da biliyor. Ama hükümetin bir şekilde her seferinde yargı kararlarının arkasında dolanma, Yasama Meclisi’ndeki üstünlüğünü kullanarak, buna karşı yeni yasalarla karşımıza çıkacağını da düşünerek bir çalışma yürütüyoruz. Hedefimiz, sadece kazanılacak davalarla sınırlı değil. Olayı hem bilimsel, hem hukuki ve toplumsal boyutu ile geniş kapsamlı kurgulamak istiyoruz. Bizim de olaya yaklaşım mantığımız, ‘evet burada bir mülkiyet meselesi var ama öncelikle yaşam alanlarının gasp edilmesi söz konusu. Burada mutlaka yerel yönetimlerin ve yerelde yaşayan insanların karar alma süreçlerine katılımı söz konusu. Bununla ilgili de Türkiye’nin taraf olduğu uluslar arası sözleşmeler var. Bu yönde de çabalarımız var. Neticede bugün Akkuyu’da bir toplantı yaparak nükleeri halka sormak zorunda kaldılar. Halk da oraya gelenlere ‘nükleeri istemediğini ve defolup gitmelerini’ söyledi. Eğer sizin yaşam alanınızla da ilgili bir karar alınacaksa da ilk önce sizin sözünüz ve kararınızın geçerli olduğuna inanıyoruz” ifadelerini kullandı. Konuşmaların ardından toplantılar, mahalle sakinlerinin avukatlara sorudukları sorulara verilen yanıtların ardından sona erdi.

Mersin haber

Pazartesi, Nisan 02, 2012

HABER GALERİ

Mersinhaber.net
Mersinhaber.NET | Mersin'den ve dünya'dan haberiniz olsun!
mersinhaber.net@gmail.com Mersin haber