"Mersin 5 Yıldızlı Hizmete Layık "
Mersin Haber - Mersin Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Şerafettin Aşut;"Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO), TOBB Oda/Borsalar Akreditasyon Belgesi’ni 2005 yılında almış ve AB Standartlarında bir hizmet kalitesi verme hedefini ortaya koymuştu. Bu yılda MTSO olarak en yüksek puanı alarak bu önemli Akreditasyon Belgesine hak kazanmamız Mersin iş dünyası için bir gurur kaynağıdır. Bu belge ile bağımsız denetçiler tarafından Odamızın hizmet kalitesi tescillenmiştir.
MTSO bir çok konuda olduğu gibi Akreditasyon konusunda da gönüllü olmuş, öncü olmuştur. Bu anlamda, tüm personelimize, Yönetim Kurulumuza ve değerli Meclisimize katkılarından dolayı teşekkür ediyorum. Odanın yükselen standardı, aslında Mersin’in yükselen standardıdır. Mersin beş yıldızlı hizmete layık bir kenttir.
MTSO İŞSİZ AVINA ÇIKACAK
MTSO olarak, yine öncü olduğumuz ve bir pilot il olarak büyük bir sorumluluk üstlendiğimiz, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülüğünde başlatılan UMEM-Uzmanlaşmış Meslek Edindirme Merkezleri Projesinde İstanbul, Kocaeli, İzmir, Bursa gibi illeri geride bırakarak en çok kurs açan il olmamız 2011’in diğer bir başarı öyküsüdür. Burada, en az bizim çabamız kadar taktir edilmesi gereken taraf Mersin iş dünyasıdır. Mersin iş dünyası UMEM’de elini taşın altına koydu, iş garantisi verdi ve eğitim ve stajların sonunda verdiği sözü tuttu. Bu gençleri işe aldı. Sayıları 1000’e ulaşan bu vasıflı, gerçek anlamda sektörün talep ettiği niteliklere sahip olan gençler Mersin ekonomisi için altın kıymetindedir. UMEM için 2012’de daha fazla çalışacağız, duyuru ve tanıtımlarını daha çok yapacağız. Deyim yerindeyse “İşsiz Avına” çıkacağız. Mersin’de gezen her işsiz genç bizim derdimizdir. Ancak, meslek sahibi olmadan bu gençlerimizi bir işe yerleştirmemiz mümkün değil. Odamızın mesleki eğitim konusundaki tecrübelerini her toplantıda gündeme getirdik. Sonuç olarak, UMEM kurslarına artık hizmet ve Tarım sektörü de eklenecek ve ekonominin her alanından ihtiyaç duyulan, reel sektörün ihtiyacı olan meslekler UMEM’de yer alacak. Mersin, %16’lık bir istihdam artışı ile 2011’i lider olarak kapatmıştı. MTSO olarak amacımız bu rakamları daha da yukarı çekmektir. Nüfusumuzun yarısını teşkil eden gençlerimize yönelik her çalışmanın içinde olduk, olmaya da devam edeceğiz.
MTSO olarak bir yandan UMEM ve sertifika programlarımızla nitelikli eleman yetiştirirken, diğer yandan yeni girişimcileri teşvik edecek enstrümanları kurguluyoruz. Ekonomimizin en hassas konusu olan cari açık sorununu ancak yeni girişimciler yaratarak çözebileceğimize inanıyoruz. 2011 yılında 3000’den fazla yeni girişimci yaratan Mersin bu anlamda da ilk üç kentten bir oldu. Ancak, biz bunu yeterli görmüyoruz. Amacımız sadece yeni girimciler yaratmak değil, aynı zamanda bu girişimcilerin katma değer ve istihdam yaratan ihracat odaklı firmalar olmasıdır. Kendi içimizde para döndürerek değil, ancak ihracatla döviz getirerek cari açığımızı kapatabiliriz. Bu noktada öne çıkan konu ise bu katma değerin nasıl oluşturulacağıdır. Dünyayı yeniden keşfetmeye gerek yok. Gelişmiş dünyanın fark yaratmasının nedenleri ortada. Ar-Ge’ye ve yenilikçiliğe verilen önem ve ayrılan para, girişimci sayısının çok olması, markalaşma ve firmaların kurumsal bir yapıya kavuşması.
YENİ PAZARLAR AB’NİN ALTERNATİFİ DEĞİL
Mersin’in 1.3 milyar dolara ulaşan bir ihracatı var. Milyar dolar psikolojik bir sınırdır ve krizde bile bunun altına inmedik. Ar-Ge’ye önem vermeli ve ihracatçı sayımızı arttırmalıyız. Peki, yeni pazarlar? Mersin olarak yeni pazarlar konusunda her zaman pro-aktif bir rol oynadık. Bunun olumlu sonuçlarını da aldık. Gidilmeyen yerle gittik, öncü olduk. Bu anlamda yeni pazarlar çok önemlidir. Ancak, son zamanlarda özellikle medyada bizce aşırı abartılan bir “çöken AB” hikayesinin ihracatçılarımızı yanlış yönlendirmemesi gerektiğini düşünüyoruz. Tam Afrika ve Orta-Doğu pazarına girdik derken ortaya çıkan sıkıntılar birden bire bu pazarları bizden kopardı ve bir bekleme süreci başladı. Ancak, her sıkıntısına, azalan ticaret rakamlarına rağmen AB ülkeleri hala en büyük ticaret ortağımız ve en büyük pazarımız. Daha, önemlisi istikrarlı bir pazarımız. Bundan dolayı yeni pazarlar en azından şimdilik bizim için AB’nin alternatifi olamaz. Unutulmasın ki, eğer bugün AB Bölgesindeki bu ekonomik sıkıntılar olmasaydı, Türkiye ihracat rakamları çok daha yüksek olurdu. Belki bundan daha önemlisi; eğitim, sağlık, adalet, insan hakları, demokrasi, teknoloji gibi gelişmişlik parametrelerinin en yüksek olduğu AB Bölgesi Türkiye’nin yıllardır örnek aldığı bir bölgedir. Bizim için bir Cumhuriyet ve Demokrasi projesinin ilhamı olan bu bölge sadece ekonomik kaygılarla hemen vazgeçilecek bir bölge değildir. Bu gün AB bölgesindeki sıkıntılara sevinmek, zayıf notu olan öğrencinin, zayıf notu olan başka öğrencilere bakarak mutlu olmasına benzer. Her ülkenin böyle sıkıntıları olur. Türkiye’nin son 100 yıllık tarihindeki iniş çıkışları unutmayalım. Ama hala ayaktayız. Ve bugün Afrika ve Arap dünyasına örnek gösteriliyorsak, rol model olarak lanse ediliyorsak ülkemizin AB standartlarından ve değerlerinden aldığı ilhamla elde ettiği gelişme göz ardı edilmemelidir. Bugün hangi değerlerimizin bizi Orta-Doğu ve Afrika ülkelerinden farklılaştırdığını unutmayalım. AB’nin büyük bir ekonomik sıkıntıda olduğu doğru, ama abartılı çöküş hikayeleri bu pazardan bizi vazgeçirmemeli. Bu gün Ar-Ge’ye, eğitime, teknolojiye en çok para harcayan bölge hala AB Bölgesidir. Bu anlamda, ülke olarak ve Mersin olarak AB pazarını küçümsememeli ve AB içindeki yeni üye ülkelere odaklanmalıyız. Ülke olarak, Mersin olarak dünyanın her yerinde olmak zorundayız. Ancak, Avrupa Birliğini ihmal etmemeli ve kullanmalıyız. Daha AB’den yararlanacak çok konumuz var."
Mersin'den ve Dünya'dan haberiniz olsun!


