Turgut;"Günlük Yaşamda Hepimiz Statükocuyuz"
Gündelik yaşamda geleneksel olan ile modern olanın diyalektik ilişkisine tanık oluruz.
Bir yandan Türk ve İslam kültürünün yaşam genetiği diğer yandan, modernitenin yeni değerler sistemi.
Türk toplumu için, batılılaşma ile modernleşme çoğu zaman iç içe geçmiştir.
Batı modernitesi 300 – 400 yıllık Rönesans ve aydınlanma genleri üzerinden sanayi devrimi ile birleşerek ortaya çıkmıştır.
Yani bir yandan felsefi, siyasi, etik aydınlanma diğer yandan teknik gelişme..
Teknik ve kültürel yenilenme günümüzde çok daha hızlı bir etkileşim içindedir.
Özellikle son yıllarda teknolojik akıl almaz gelişmeler, günlük yaşamımızda yeni değerler sistemi ve yaşama biçiminin ortaya çıkmasına neden olmaktadır.
Yeni teknoloji, yeni bir hayat tarzı ile birlikte yeni bir dünya tasarımını gündeme getiriyor .
Durum böyle olunca da dün öğrendiklerimizin yerine yenilerini koymak zorunda kalıyoruz.
Ve durum, günlük yaşam kalıplarımızı da önemli oranda değişime uğratıyor.
Ama, değişimim sürecinin oluşturduğu yeni hayat tarzı , kısa süre sonra günlük yaşamın ezbere dönüşmüş davranış kalıpları haline dönüşüyor.Böylece yeni yeni ezberler oluşuyor
İsterseniz, günlük yaşamımızda yaptıklarımızı göz önünü getirerek, yaşama ilişkin eylemlerimizin tutucu olduğunu gözlemleyebilirsiniz.
Örneğin, ev ya da iş yerine gidiş geliş için alıştığımız yolu değiştirmek işimize gelmez; aynı yerden alış veriş ederiz.
Nedeni; bildiğimiz yol en doğrusudur akıl yürütmesinin günlük yaşamımızı esir almasıdır.
İşte bunun için günlük yaşamlarımızda hepimiz statükocuyuzdur.
...
Teknik gelişmeler,hem ürün çeşitliliğini hem de toplam kaliteyi günlük yaşamın her alanına taşıdı.
Ancak, çeşitlilik her zaman için farklılık olarak somutlaşmıyor.
Örneğin aynı ürünü bir çok şirket başka adlarla piyasaya sürebiliyor.
Bu durumda ürün çeşitliliği, farklılığı değil, aynılaşmayı ifade ediyor.
Özel televizyonların devreye girmesi ile birlikte medya çeşitliliği ortaya çıktı.
Toplumun tek bir kanalı izlemek zorunda olduğu yıllara göre, medya çeşitliliğini, gündelik yaşamlarımız için bir nevi küçük bir devrim olarak tanımlayabiliriz.
Ancak bir süre sonra, gördük ki, görüldü ki, sayısı 100’ü bulan medya kuruluşları hem birbirlerini taklit eden hem de kendini yenileyemeyen statükocu kurumlar oldular.
Bu ise, toplumsal ve bireysel yaşamlarımızda yeni kalıpların oluşmasını sağladı.
Aynı gelişmenin, siyaset, bürokrat, devlet yönetimi açısından da bir çok ezber, dogma ve algılama oluşarak, toplumun tüm alanlarına nufuz ettiğini belirtelim.
Teknolojideki yenilikler, yeni davranış kalıplarının oluşmasını sağlıyor.
Örneğin cep telefonu ve bilgisayar son yıllarda günlük yaşamımıza girdi ve davranışlarımızı, dilimizi, kültürümüzü değiştirdi.
Ama aynı zamanda yeni kalıpların, yeni ezberlerin ve tabi ki yeni statükoculuğun oluşmasına neden oldu.
Yeni teknolojinin ürettiği hayat tarzı, başka bir teknolojinin gündeme getirdiği hayat tarzı tarafından değişime uğratılabilir.
Akşam evinizde çeşitli TV kanallarını gezdiğinizde, aslında hepsinin birbirinin aynı olduğunu göreceksiniz.
Her ne kadar teknoloji sayesinde bilmem ne kadar özel TV yayına başlasa da, aslında çeşitliliği çok sesliliği değil, aynılığı, benzeşmeyi ifade ediyorlar.
Hepsinde aynı anda benzeri diziler, ya da benzer belgeseller ya da benzer müzik programları.
Aralarında bazıları, yeni bir program ortaya koyduğunda, başta medyacılar olmak üzere, hemen herkes, o programa ve yapımcısına saldırıyor.
Çünkü, o program ve programcı alışılmış olanı, statükoya dönüşmüş olanın dışında yeni bir değeri ortaya koymuştur.
Yenilik karşısında ilk tepkimiz olumsuz olmaktadır; ama ilerleyen günlerde, yeni olanı beğenmeye başlıyoruz.
Çünkü, tepki gösterme sürecimiz aslında sorgulama süreci anlamına geliyor.
Bu ilişki biçimi sadece günlük yaşama ilişkin değil aynı zamanda sanatta, siyasette de böyledir.
Eleştiri yapmak için, eleştireceğimiz nesne hakkında bilgi sahibi olmamız gerekiyor.
Bilgi sahibi olmadan yapılan eleştiriler, medyanın bize sunduğu günlük yaşama ilişkin kültür ve bilinçaltımızdır.
Bu arada din ve geleneksel kültür yapımızla birlikte ,sınırları devlet tarafından belirlenmiş bir hayat tarzının günlük yaşamda ezber kalıplara dönüştüğünü hatırlayalım.
Medyası, devlet yapısı , geleneksel kültür ve değerler sistemi ile günlük yaşamın çeşitli kalıplara dönüştüğü toplumda, farklı olmak, ezber bozmak , yeni olanı gündeme getirmek hep meşakatli olmuştur.
Çünkü, siz genelin kabul ettiği değerleri değersizleştiriyor ve yeni değerleri gündeme getiriyorsunuz.
Buna bir yerde ezber bozma denilebilir.
Üstelik dün ezber bozmak için hayatlarını ortaya koyanlar, bugün bozulması gereken ezberlerin en sert savunucuları olduklarını da hatırlatalım.
Velhasıl, günlük yaşamın, ideolojik doğmalardan beslenen kalıplarına karşı çıkmak kolay iş değildir.
Mirza Turgut/ufukturu
Mersin'den ve Dünya'dan haberiniz olsun!



