MTSO’dan Yeni Mersin Vizyonu: Yaratıcı Ekonomi
Mersin Kalkınma Sempozyumu’nda MTSO’dan Yeni Mersin Vizyonu: Yaratıcı Ekonomi
Toros Üniversitesi'nde gerçekleşen Mersin Kalkınma Sempozyumu'na MTSO Meclis Başkanı Faik Burakgazi ile MTSO Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut katıldı.
Açılış konuşmalarının ardından gerçekleştirilen Toroslar Belediye Başkanı Hamit Tuna, Akdeniz Belediye Başkanı Fazıl Türk, TÜİK Bölge Müdürü Durmuş Ali Şahin, Toros Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Özer, TMMOB İKK Sekreteri, Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Bülent Halisdemir ile Gazeteci Yazar Abdullah Ayan'ın katıldığı birinci oturuma başkanlık eden Faik Burakgazi Mersin'in 160 yılık bir yaşam öyküsü olduğunu söyleyerek; "Yüzyılın başında 23 bin olan kent nüfusu, bugün 850 bine ulaşmıştır. Kentin bugün boğuşmakta olduğu sorunların çoğu 80'li ve 90'lı yıllarda alınan yoğun göçlerden
dolayı yaşanmaktadır. Çünkü o dönemler kentin refleksleri adeta sıfır noktasına gelmiştir. Yerel yönetimler göçün yansımalarını hesap edemedikleri için gerekli önlemleri alamamışlardır. Günümüzde çarpık kentleşmenin yanında kentlileşememe sorunu Mersin'in gidermesi gereken en önemli sorunlardan biridir" dedi.
Kentsel dönüşümün bu bağlamda önem teşkil etmekte olduğuna dikkat çeken MTSO Meclis Başkanı Faik Burakgazi, "Türkiye'nin her bölgesinde uygulamaya konulan kentsel dönüşüm Mersin'de de pekala uygulanabilir. Sosyal donatılarıyla birlikte yapılacak yeni ve modern konutlarda kente aidiyet duygusu da hızla gelişecektir. Böyle bir Mersin'de ekonomi ve sosyal yaşam daha hızlı gelişir" diye konuştu.
Faik Burakgazi konuşmasında, her kentin kendine has özellikleri bulunduğuna dikkat çekerek, bu özelliklerin bir bütün olarak o kent ile ilgili genel bir imaj oluşturduğunu belirterek; "Mersin olarak, cazibeli, yaşam kalitesi yüksek bir kent imajı oluşturmak için her türlü potansiyelimiz bulunmakta. Bu konuda daha fazla çalışma yapmak zorundayız" dedi.
Sempozyumun ikinci oturumuna katılan Şerafettin Aşut ise “Bugün Mersin’in üç üniversitesi var. Toros Üniversitesi bu bilim ve bilgi halkasına eklenen en yeni üniversitemizdir. Kurulduğu günden itibaren iş dünyasına olan yaklaşımı, Mersin’deki gelişmelerin bir parçası olma isteği bizleri çok sevindirmiştir. Toros Üniversitesi kısa sürede kentimizin bir zenginliği olmuştur. Bu geniş katılımlı sempozyum bunun göstergesidir. Tüm yetkililerine, akademisyenlerine teşekkür ediyorum. Sempozyum üç temel saç ayağına oturtulmuş. Kentin deyim yerindeyse, Emarı’nı çeken en temel üç konu var; Göç – kentleşme ve yerel yönetimler; Sosyo-ekonomik yapı; İş dünyası- üniversite iş birliği. Hepsi ayrı bir sempozyum’un konusu olacak çapta konular. Konu ile ilgili katılımcılar gerek Akademi dünyasından gerekse reel sektörden gerçekten konunun uzmanı, söz sahibi kişiler. Bunun için sonuçları anlamında bu sempozyumun sonuç kitapçığı dikkatle tekrar ve tekrar okunması gereken bir eser olacaktır. İşte kentler böyle vizyon kazanır ve ortak akıl dediğimiz şey böyle oluşur” ifadesinde bulundu.
Başkan Aşut, “Modern anlamda genç bir kent olan Mersin’in 100-150 yıllık kentleşme tarihinde temel dönüm noktaları vardır. Bu noktalar Mersin’in zamanda sıçrama yaptığı noktalardır. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet öncesi yapılan tren istasyonu ve Amerikan iç savaşında bölgemizin pamuk ekimine uygun bir yer olduğu tespitidir. Yani medeniyetin iki önemli öğesi olan ulaşım ve tarım Mersin’i bir cazibe merkezi yapmaya başlar. Bu tarih Mersin’de tüccarların toplanmaya başladığı, çalışmak için göçle gelen insanların Mersin’de yerleşmeye başladığı, ticaretin ve üretimin öğrenildiği yıllardır. Artık Mersin diye bir yer vardır. İkinci kırılma noktası, Cumhuriyet döneminde yapılan Mersin Limanıdır. Limanla birlikte Mersin dünyaya daha çok açılan bir yer olmaya başlamıştır. Bölgeye hizmet vermeye başlamıştır. Üçüncü sıçrama noktası 80’li yıllardır. Türkiye’nin atılım ve dışa açılma yılları. Liberal ekonominin alt yapısının yerleştiği yıllar ve Türkiye’nin ilk Serbest Bölgesi. Belki o dönemde beklenen işlevi yerine getiremedi. Irak savaşından dolayı hedeflenen büyüklüğe ulaşamadı ama Mersin için çok önemli bir imaj yarattı. Bugün Serbest Bölgemiz Türkiye’nin en önemli Serbest Bölgeleri arasındadır. Mersin’in dördüncü dönüm noktası ise; 90’lı yıllarda ilk Üniversitesine kavuşmasıdır. Mersin’in bilimle buluşmasıdır. Mersin bir sahil ve liman kenti olmasından dolayı her zaman modern bir kent olmuştur ama bilim ve bilgiye kavuşmak farklı bir boyuttur. Çünkü çağ bilgi çağıdır. Üniversitemizin enerjisi ve kent dinamiklerinin sinerjisi ile Mersin Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi ve RİS Mersin projesini ortaya koydu. İşte Mersin’in beşinci sıçrama noktası bölgesel yenilikçilik stratejisidir. Mersin inovasyon terimi ile tanıştı. Mersin dinamikleri bir masa etrafında oturmayı öğrendi. Mersin rüzgara göre değil bir hedefe göre yürümeyi öğrendi. Artık ekonomik ve sosyal gelişimimizde bir yol haritamız vardı. Bölgesel Yenilikçilik Projesiyle Mersin, avantajlı sektörlerini tespit ederek verimsiz alanlarla vakit kaybetmemeyi öğrendi” dedi.
MTSO Başkanı Şerafettin Aşut'un konuşmasının tam metni...
Değerli Konuklar, Hepiniz şahsım ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası adına saygıyla selamlıyorum.
Geçen sene bir konuşmamda çevre illerimizden Konya, Adana, Gaziantep gibi illerin bizden 30-40 sene önce üniversiteye kavuşmuş olmalarının bazı konularda bu illeri bizden daha yukarı taşıdığını ifade etmiştim. Hala bu fikirdeyim. Çünkü bilim ve bilgiye sahip olanların olmayanlardan önde olacağına inanıyorum.
Çok şükür, bu gün Mersin’in üç üniversitesi var. Toros Üniversitesi bu bilim ve bilgi halkasına eklenen en yeni üniversitemizdir. Kurulduğu günden itibaren iş dünyasına olan yaklaşımı, Mersin’deki gelişmelerin bir parçası olma isteği bizleri çok sevindirmiştir. Toros Üniversitesi kısa sürede kentimizin bir zenginliği olmuştur.
Bu geniş katılımlı sempozyum bunun göstergesidir. Tüm yetkililerine, akademisyenlerine teşekkür ediyorum.
Değerli Konuklar,
Sempozyum üç temel saç ayağına oturtulmuş. Kentin deyim yerindeyse, Emarı’nı çeken en temel üç konu var; Göç – kentleşme ve yerel yönetimler; Sosyo-ekonomik yapı; İş dünyası- üniversite iş birliği. Hepsi ayrı bir sempozyum’un konusu olacak çapta konular. Konu ile ilgili katılımcılar gerek Akademi dünyasından gerekse reel sektörden gerçekten konunun uzmanı, söz sahibi kişiler.
Bunun için sonuçları anlamında bu sempozyum’un sonuç kitapçığı dikkatle tekrar ve tekrar okunması gereken bir eser olacaktır. İşte kentler böyle vizyon kazanır ve ortak akıl dediğimiz şey böyle oluşur.
Değerli Konuklar,
Modern anlamda genç bir kent olan Mersin’in 100-150 yıllık kentleşme tarihinde temel dönüm noktaları vardır. Bu noktalar Mersin’in zamanda sıçrama yaptığı noktalardır. Bunlardan birincisi, Cumhuriyet öncesi yapılan tren istasyonu ve Amerikan iç savaşında bölgemizin pamuk ekimine uygun bir yer olduğu tespitidir. Yani medeniyetin iki önemli öğesi olan ulaşım ve tarım Mersin’i bir cazibe merkezi yapmaya başlar. Bu tarih Mersin’de tüccarların toplanmaya başladığı, çalışmak için göçle gelen insanların Mersin’de yerleşmeye başladığı, ticaretin ve üretimin öğrenildiği yıllardır.
Artık Mersin diye bir yer vardır. İkinci kırılma noktası, Cumhuriyet döneminde yapılan Mersin Limanıdır. Limanla birlikte Mersin dünyaya daha çok açılan bir yer olmaya başlamıştır. Bölgeye hizmet vermeye başlamıştır. Üçüncü sıçrama noktası 80’li yıllardır. Türkiye’nin atılım ve dışa açılma yılları. Liberal ekonominin alt yapısının yerleştiği yıllar ve Türkiye’nin ilk Serbest Bölgesi.
Belki o dönemde beklenen işlevi yerine getiremedi. Irak savaşından dolayı hedeflenen büyüklüğe ulaşamadı ama Mersin için çok önemli bir imaj yarattı. Bugün Serbest Bölgemiz Türkiye’nin en önemli Serbest Bölgeleri arasındadır.
Mersin’in dördüncü dönüm noktası ise; 90’lı yıllarda ilk Üniversitesine kavuşmasıdır. Mersin’in bilimle buluşmasıdır. Mersin bir sahil ve liman kenti olmasından dolayı her zaman modern bir kent olmuştur ama bilim ve bilgiye kavuşmak farklı bir boyuttur. Çünkü çağ bilgi çağıdır. Üniversitemizin enerjisi ve kent dinamiklerinin sinerjisi ile; Mersin Türkiye’de bir ilki gerçekleştirdi ve RİS Mersin projesini ortaya koydu. İşte Mersin’in beşinci sıçrama noktası bölgesel yenilikçilik stratejisidir. Mersin inovasyon terimi ile tanıştı. Mersin dinamikleri bir masa etrafında oturmayı öğrendi. Mersin rüzgara göre değil bir hedefe göre yürümeyi öğrendi. Artık ekonomik ve sosyal gelişimimizde bir yol haritamız vardı. Bölgesel Yenilikçilik Projesiyle Mersin, avantajlı sektörlerini tespit ederek verimsiz alanlarla vakit kaybetmemeyi öğrendi. Platformlar kurdu.
Sektörel projeler yazmayı ve planı olmadan adım atmamayı öğrendi. RİS’in çıktılarıyla, platformların içinde çalışan tüm Mersin dinamikleri, Mersin’i dünya kenti ve küresel bir ticaret merkezi yapacak büyük projeler hazırladı. Mersin Lojistik Merkezi, Mersin Tarım-Gıda Teknoparkı bunlardan en önemlileridir. Bazı sorunlar aşılamamış olsa da bu vizyon ortaya konulmuştur. Er yada geç, bunların somutlaşacağından şüphemiz yoktur. Mersin’in altıncı dönüm noktası ise Akdeniz Oyunlarının kentimize kazandırılması olmuştur.
Biz Akdeniz Oyunlarını biraz daha dolaylı ve uzun vadeli etkileriyle değerlendiriyoruz. Akdeniz Oyunları kentin sadece alt yapı eksiklerinin tamamlanması anlamında değil, marka kent olması anlamında çok önemlidir. Akdeniz Oyunlarının ekonomi, sosyal yaşam, kentsel dönüşüm ve kentlilik bilinci gibi konularda yaratacağı domino etkisi bu oyunları Mersin için bir sıçrama tahtası yapmaktadır. Henüz yapılmamış olsa da, yapılacağı haberinin bile kentin geleceğini şimdiden şekillendirmeye başladığı Uluslararası Havaalanı projesi Mersin’in yedinci dönüşüm noktasıdır. Mersin’in vizyonu ve kısa sürede gösterdiği gelişmeler, Türkiye’nin en büyük Havaalanının yapılmasını zorunlu kılmıştır. Mersinliler vizyonunu büyük tutunca, kamu projeleri de ona paralel olmak zorunda kalmıştır. Havaalanı domino etkisini yaşayacağımız ikinci önemli projedir. Sadece yolcu taşımasında değil, kargo amaçlı olacak ve Tarım-Gıda sektörüne, lojistik sektörüne ve Turizm sektörüne bambaşka bir boyut ve katma değer kazandıracaktır.
2 saatlik uçuşla 350 milyon; 4 saatlik uçuşla1.5 milyar; 6 saatlik uçuşla 4 milyarlık bir pazar elimizin altında olacak dersem sanırım Havaalanının önemi daha da belirgin hale gelecektir.
İşte Mersin’in önemli dönüm noktaları, zamanda sıçrama yaptığı anlar…
100-150 yıllık kentleşme tarihimizde bunlardan bir kaçı bile gerçekleşmemiş olsa acaba sizce sonuç ne olurdu ?
Ancak, unutulmaması gereken bir şey var ki; İsterseniz bunda tüm bunların çarpan etkisi diyelim; O da, Mersin girişimcisinin, Mersinlilerin değişen dünyaya kolay adapte olan o muhteşem yeteneği. Mersinlilerin değişime açık karakteridir. Hani Türkiye’nin son yıllardaki yükselen grafiğini açıklarken her zaman kullanılan iki kavram var; Siyasi istikrar ve ekonomik istikrar.
Ben buna Mersin genelinde bir de toplumsal istikrarı eklemek istiyorum. Kentimizin bu yükselişinde toplumsal istikrarın hakkı verilmeli, Mersinlilerin hakkı teslim edilmelidir. Bakınız, Türkiye’de iki kent var ki, nerelisin diye sorulduğunda, eğer bu iki kentten birini söylerseniz kimse sizin gerçekten oralı olduğunuza inanmaz ve hemen arkasından ikinci soru gelir “Aslen nerelisin?”. Bu iki kent İstanbul ve Mersin’dir. Kimse Konyalıyım diyene aslen nerelisin demez, Kayseriliyim diyene bu soruyu sormaz. Ama Mersinliyim diyene, hemen aslen nerelisin derler.
Çünkü insanlar bilir ki, herkes bu memlekete bir yerlerden gelmiştir. Milyonlarca insan geleceğini bu kentte aramış bu kente inanarak buraya gelmiştir. Göç olgusu bizim için normal bir şeydir. Bizim zenginliğimizdir. Eğer, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok yerinden gelen insanlar kaderini burada aramaya gelmiş ve huzur içinde Mersin’in bir parçası olmuşsa, burada Mersin’in toplumsal istikrarı vardır. Eğer, bu kadar farklı kültürler bir potada eritilebilmişse burada Mersin’in toplumsal istikrarı vardır. Eğer yaşarken gösterdikleri beraberliği, öldükten sonra bile aynı mezarlığı paylaşarak gösteriyorlarsa ve bundan gurur duyuyorlarsa, burada Mersin’in toplumsal istikrarı vardır. İşte bizim gerçek katma değerimiz de budur.
Değerli Konuklar,
Değerli Mersinliler, Artık yapmamız gereken şey bu zenginliklerimizi gelecek projeksiyonumuza entegre etmektir. Markaları olan bir dünya kenti olmak istiyorsak bizim için “sihirli bir değnek” olan YARATICI EKONOMİ kavramını bir an önce uygulamaktır.
Bu kavrama dikkat etmenizi rica ediyorum Çünkü, bundan sonra çokça duyacaksınız. Parasal sermaye klasik ekonomiyi oluşturur. Bir kentin parasal sermayesi, endüstriyel üretimi çok büyük olabilir. Çok büyük iktisadi tesislere sahip olabilir. Ancak, bunlar o kenti bir marka ve dünya kenti yapmaya yetmez. Parasal sermayeyi kültür sermayesiyle birleştirseniz işte o zaman “Yaratıcı Ekonomi”yi oluşturmuş olursunuz. İster aidiyet deyin, isterseniz marka şehir veya dünya kenti…
Bunlara ulaşmanın anahtarı Mersin’in önümüzdeki yıllarda kurgulayacağı “Yaratıcı Ekonomi” kavramı olacaktır. Nedir yaratıcı ekonomi? Yaratıcı ekonomi sadece parasal sermaye ile sadece endüstriyel üretim ve ihracat rakamları ile bir yere varılamayacağı gerçeğidir. Kültür sermayesi dediğimiz her çeşit sanat, medya, tasarım, mimari, müzeler gibi sosyal değerlerimizi;
Yani sosyal sermayeyi ekonomimize entegre etmek ve olaya daha bütüncül bakmaktır.
Yaratıcı Ekonomi ve Kültür sermayesi bizim için kalkınmada yeni bir açılımdır.
Günümüzde kültür sermayesi; Gelişmiş ülkelerin en önemli gelir kaynağıdır. Kültür sermayesi gerçek bir katma değerdir. Sanatı, müzeleri Paris ekonomisinden çıkartabilir misiniz?
Modayı Napoli ekonomisinden çıkartabilir misiniz? Hollywood’u Amerika ekonomisinden ve dış politikasından çıkartabilir misiniz? Bunları çıkartırsanız, endüstriyel büyüklükleri ne olursa olsun bir Paris, Londra, Napoli veya süper güç Amerika’dan bahsedilebilir mi? İstediği kadar Olimpiyat düzenlemiş olsun, Gaudi’nin mimari şaheserleri olmadan Barselona Barselona olur muydu?
İşte Mersin’in ekonomisinin gelecek projeksiyonu budur. Sosyal sermayemizi kent ekonomimize entegre etmek… Mersin için bir dönüm noktası olarak gördüğümüz 2013 Akdeniz Oyunları sürecinde, bu yeni yaratıcı ekonomi ve kültür sermayesinin entegrasyonunu sağlayabilirsek;
Kenti her aşamada buna göre geliştirebilirsek işte o zaman Mersin yaratıcı bir kent olur. İşte o zaman bir dünya kenti olur.
Yeterli müzemiz var mı? Kaliteli bir Etnografya müzemiz var mı? Konser ve tiyatro salonlarımız yeterli mi? Tarihi eserlerimiz restorasyon görüyor mu ve bunlar dünya turizminde bir destinasyon mu? Kaç tane festivalimiz var? Kentin görünümü bizi bir dünya kenti yapacak şekilde kurgulanıyor mu? Sanat Galerilerimiz dünya çapında ilgiyi çekecek kalitede mi? Kentin imarında konutlardan otellere, ibadethanelerden spor tesislerine, köprü ve üst geçitlerinden kaldırımlarına kadar bir bütüncül konsept düşünülüyor mu, yoksa bir birinden bağımsız bir kolaj görüntüsü mü veriyor. Yaratıcı kent ve yaratıcı ekonomi kavramı acilen kültür sermayesi entegrasyonu ile kurgulanmalıdır. 2013 Akdeniz Oyunlarıyla eş zamanlı bir Mersin Kültür Olimpiyatı düzenlenmeli ve sanatçılara da madalya verilmelidir. Bir dünya kenti, bir marka kent olmak istiyorsak kültür sermayesinin yaratacağı o muhteşem katma değerden yararlanılmalıdır. New York’un, Napoli’nin, Londra’nın, Paris’in yaratıcılığını, Mersin’in gerçeğinden uzak tutmak mümkün değildir.
Değerli konuklar, sempozyumun başarıyla seçilmiş üç temel konu başlığını kent ekonomisinden soyutlamanın ve ayrı görmenin mümkün olamayacağı düşüncesiyle olaya biraz daha farklı bakmaya çalıştım. Artık Mersin’in zamanda bir sıçrama daha yapmasını sağlayacak bir enstrümanı daha var; O da YARATICI EKONOMİ kavramıdır. Ticaretiyle, sanayisiyle, sosyal ve kültürel sermayesiyle, toplumsal istikrarıyla Mersin Yaratıcı Ekonomi’yi hedef olarak belirlemeli ve bunları birbirine entegre etmeye çalışmalıdır. Sözlerime son verirken Mersin Kalkınma Sempozyumunu düzenleyen Toros Üniversitesi’ne, değerli akademisyenlerine, tüm katılımcılara ve siz değerli konuklara teşekkür ederim.
Hepinizi şahsım ve Mersin Ticaret ve Sanayi Odası adına saygıyla selamlarım.
Şerafettin AŞUT
MTSO Yönetim Kurulu Başkanı
Mersin'den ve Dünya'dan haberiniz olsun!


